Pazar, Nisan 29

haftasonu pozları...

eskişehire yaz gelmiş bile..
ama ana-oğul hasta karşıladık yazı
valla oğlan sadece öksürüyo ama bende ses yok, mide iptal ve öksürük had safhada...
yinede verilmiş sözler durumundan gezenti halindeydik:))
cumartesi hava ne kadar güzel yürüyüşü ve espark yapıldı.
valla ben hediye almak zorundaydım yoksa bu havada asla girmezdim esparka, ama tıklım tıklımdı içerisi,eskişehirli yazda gelse vazgeçmiyor esparktan...
yürüyüşümüzün amacı;yaza hoşgeldin demek ve  kolları açmaktı:))


bebekte pardon polatkanda 3-5 tur atarım pozları:))


pazar günü aileye ayrıldı tüm gün.eşimin tarafında bir ev görme ve akşam evine hırsız giren halaya geçmiş olsun ziyareti vardı.
halamızın evi bahçeli müstakil ve köpekli bir ev, ama hırsız girmiş işte.allahtan laptopları görmemiş.
halamızın doktora tezi olduğu gibi güme giderdi yoksa...
tabi akşam bütün bahçeyi sulama görevini yerine getiren doruk paşa saat 8 olmadan koltukta sızdı.ve bu bir ilk.
benim çocuğum bir saat hikaye faslı ve  pışmışlamadan da uyurmuymuşşşşşşşş...şok şok şok yani:))











mutlu günler...

Çarşamba, Nisan 25

en güzel bayram(tatil 1)

en son iyi tatiller demiştim.
geldik ama tembel ve yorgun sibel anca fotoları aktardı pcye.
cumartesi direkt annemlerin evine gittik hiç bir yere uğramadan.
pazar ikea,
pazartesi hayvanat bahçesindeydik.bütün ankara ordaydı valla yollar kilitlenmişti.artık son göbekte inip yürüdük biz.acayip sıcaktı, arabada kavrulmak yerine yürüdük...
doruk paşa pek sever hayvanları...bütün hayvanları bilir nerdeyse.
o yüzden çok mutluydu ve ilgili..
ama sonra sıcaktan yorgun düştü...
işte hayvanat bahçesinden fotolar...










 sonra çiftlikte kokoreç ve dondurma keyfi yapalım dedik.doruk paşaya köfte aldık ama soğalsun yemedi.ama dondurmayla danino denilen gereksiz abur cuburu afiyetle tüketti.






eğer çiftlikte kokoreç yiyecekseniz, TİGEMi tavsiye ederim. yer , oyun alanı, çay keyfi herşey süper.zaten o günde inanılmaz kalabalıktı.törenden çıkan çocuklar oradaydılar..




takıldık bir güzele:))


burasıda bizim evin halleri.annem ilkokul öğretmeni.23 Nisan önemlidir onlar için. öğrencilerinin gösterisi vardı pek bi heyecanlı ve şıktı o gün...






















 anne,baba, kardeş ve en göbekli ben...




23 Nisan süperdi hem paşa hemde bizim için:))
canım oğlummmmmmmmmmmm....











Cumartesi, Nisan 21

iyi tatiller..



bol lezzetli, bol sohbetli başladı haftasonu tatili...
hafif çakır keyifli olmayı özlemişiz dostlarla...
kadın- erkek ilişkilerini konuştuk yarı şaka-yarı ciddi.
pek huzur doldu içim.
dorukta abilerle oynuyor artık.
ee daha ne olsun ...
pazarteside tatil bize:))
bavul çoktan hazır sabah yolculuk var bu gecenin üstüne...
hepinize mutlu, huzurlu bir haftasonu tatili diliyorum şimdiden....

Çarşamba, Nisan 18

büyükbaba-doruk paşa günleri..

valla neredeyse halaylarla karşılayacaktım babamı...

babane yokken rapor almak istemiyordum açıkçası, çünkü acil durumlarda sıkıntı oluyor bazen.

o yüzden babam gelicem diyince elim ayağım dolaşmışki, pazartesi öğlen onu karşılamaya giderken,anahtar arkasında kapıyı çekip çıktım. benden önce inen eşime anahtar aldınmı dediğimde anlaşıldıki kapılarda kaldık.

neyse bir yandan çilingirci arandı, bir yandan gara gidip büyükbaba karşılandı.
allahtan çilingirci dediği saatte geldi de biz derse geç kalmaktan son anda kurtulduk.

babamın geldiği ilk iki gün hava rüzgarlıydı.o yüzden gezilerimize gayet sıkı giyinerek çıktılar(k).ancak bir sorun vardı doruk kış çocuğu olduğundan mı bilmem, hayatta güneşe bakamıyor.gözleri sulanıyor ve ağlamaya başlıyor. kesinlikle arabasında bisikletinde durmuyor.bende koca koca gözlük modasından önce aldığım küçük gözlüğümü ona takarak çözüm bulmaya çalıştım. bilmem doğru mu yaptığım?
 çarşamba günü  büyükbabayla beraber pazara diye çıktık. onlar parkta eğlendiler, bende pazarın giysi kısmına baktım. sonrada beraber pazar alışverişini yaptık..
valla başında ayrılmadı büyükbabası...

perşembe ben espark yaptım, kocamla yemekler yedim.
cumada ise benim akşam 6ya kadar dersim vardı.
2 saatte bir aradım ne yaptınız diye, sabah evdeydiler,ama sonrasında her aradığımda farklı yerdeydiler.etrafımızdaki bütün parklar gezilmiş.artık doruk kendini aşmış ve kaydıraktan yüzüstü kayar duruma gelmiş.valla inanamadım, keşke bir foto çekseydin baba dedim.aklına gelmemiş.

sonrasındada  yok dut kurusu, yok, fıstık , kinder, diye tutturan oğluşu memnun etmek için market market gezmişler.akşam annem geldi.ama  ne byükbabada, nede doruk hal kalmamıştı zar zor bir kase çorca içti ve uyudu.

asıl film sonra başladı bizde.biz hazır uyuyan doruk bulmuşken gezelim dedik eşimle...ama yok ne yapcağımızı bilemedik.yorgunda olduğumuzdan müzikli bir yere 1 saat oturduk, birer bişeyler içtik ve eve geldik erkenden.annemlerde güldüler halimize...unutmuşuz bekar takılmayı,yada yaşlanıyoruzzzzzzzz...

cumartesi piknik ve pazar hamamla biten harika bir haftasonuydu.teşekküerler babacığım...

Salı, Nisan 17

mevsim bahar

inan bana çok geç değil
mevsim bahar daha kış değil
bir kez daha dayanamam 
kalbim nasır ama taş değil

bir deli rüzgar esse bir yerlerden 
savurur mu götürür mü seni bilmem 
o deli aşık mazide kaldı artık
dönecekmi geriye onu bilmem

hiç zaman olmazmı
geri gelmez mi
savunmasız duygular
ah o günleri bir daha vermezmi
acımasız o yıllar...
nilüfer oner

hatırladınız mı bilmem, ama ben üniversitedeyken dilimizdeydi bu şarkı..
dinleyin hatırlayacaksınız..
söyleyen kızın sesi harikaydı.eski ajandaları karıştırırken buldum.yazmışım bir kalple birlikte???

Cumartesi, Nisan 7

gamzeden müjde var...

gazetede okudum.gamze anneye ilik bulunmuş..
biraz uzaklardan ama problem değil.
kemoterepiden sonra nakil olacakmış.çok mutlu oldum...

Çarşamba, Nisan 4

büyükbaba aşkı:))

doğdu doğalı,daha doğrusu eve geldi geleli büyük bir aşk var aralarında.
zira doruk ilk 25 gününü hastanede geçirdi gelmiş geçmiş olan durumlardan dolayı.
eve geldiğinde bizimkilerde eskişehire geldiler.
malum hastanede biberona alışan bir bebiydi doruk.bende ilk zamanlar uykunun eşsiz çekiciliğe alışınca.
çok uğraşmadım memeye alıştırmaya...

40 ım çıkana kadar babam bizdeydi ve beni gece sadece 1 kez uyandırdı,süt sağmam için.gerisini annemle nöbetleşe hallettiler.
o günlerden kalma mıdır bilmem ama büyükbaba kokusuna alışkın olan doruk paşa, pek sever büyükbabasını.

büyükbabasının hatrına ayak tırnaklarını kestirir(babam geldikçe kesiyor valla uykuda bile kesemiyorum.)(el tırnaklarınıda sadece uykuda kesebiliyoruz)

büyükbabasının hatrına bitirir tabağındakilerin hepsini,hemde çizgi filme gerek kalmadan.

büyükbabası varsa kabanını giydirmek,altını almak hiç sorun olmaz.

hiç tvye bakılmaz ve gayet güzel oyunlar oynanır.

her akşam büyükbaba aranır,güzelce konuşulur.ben ankara gidelimmi diye sorarsam eğer,
--tamam gidelim.ama büyükbabada kalalım annecim.der(sanki başka yerde kalıyoruz ya)

yani anlatılmaz bir sevgi ve düşkünlük var büyükbaba-torun arasında.

haftaya kavınvalidemler,gazlıgöldeki termallerde devremülk haklarını kullanmaya  gidecekler.ben rapor alıcaktım ama büyükbaba gelirim dedi.şimdi geri sayım başladı.yatcaz -kalkcaz diye sayıyoruz.
ve bizim paşa kendince planlar yapıyor.

-büyükbaba gelince sucuklu yumurta yapalım anne.
-büyükbaba gelince pikmik gidelim anne.
-büyükbaba gelince karpuz gol oynayalım anne.(karpuz topla oynana maç)
-büyükbaba gelince uzak parka gidelim anne.

bu arada bizim paşa artık bu cümleleri kurabiliyor.duydukça şaşırıyorum.ve 1buçuk yaşındayken doktorumuza ne zaman konuşcak dediğim günler geliyor aklıma.doktorda eğer 2 yaşına kadar 30 kelime söyleyemezse konuşma terapistine yönlendiririm merak etme demiştide ben günlerce ağlamıştım.

ÇOK pimpirikli bir anneyim be blog, hemde çok....

Salı, Nisan 3

5 çok erken

evet 5 çok erken.
ama telaşlanmak için geç bile kaldık.
tasarı çıktı meclisten cumhurbaşkanının önüne.
60 ay ne demek .
görümcem çocuk gelişimci ,ünivwersitede öğretim görevlisi.
tasa mecliste görüşülmeden 2 gün önce onlardan görüş istemişler.sadece 2 gün önce ,öylesine yani.
hayır erken demişler raporda.ama sonuç yasa  çıktı.
annem 30 yıllık ilköğretim sınıf öğretmeni,'kesinlikle yazık olur yavrulara'diyor.
yine bir arkadaş gayet açık bir şekilde'katledilcek bir dönemin çocukluğu ' diyor.


5 ÇOK ERKEN ARKADAŞ HEMDE ÇOK.....











Cumartesi, Mart 24

işte ben seçtim, sıra sende!

ipekyol ayakkabı dağıtıyor kızlar.
sizde seçin derim...sans hepimizden yana olsun...
işte BURDA

Cuma, Mart 23

saksıları renkleniyor;

hayatımın en güzel dönemleri kırıkkalede annanemlerde kaldığım günlerdi.
ben anne tarafımda en büyük torunum, dolayısıyla emeklilik çocuğu kontenjanından dünyaya gelen dayımla aramda 6-7 yaş var.annanemlere gittiğimde, hemen hemen hergün gümederesi denilen bahçeye gider, mevsimine göre, sebze meyve ekim dikimi, kayısı dilme işlemi, üzüm ve dut toplama işleriyle haşır neşir olurduk.sonrada dayımla fazla olanları satar perşembe pazarından kırık leblebi, yada bisküvi alırdık.sanırım oralardan kalma bir çifçilik hevesim var her sene büyüyen.

hersene illaki biber, ve dometes ekerim.geçen sene ipek hanımın çifliğinden de tohumlar aldım.(bazılarından farklı şeyler çıktı ama neyse)amacım sadece uğraşmak.ama doruğa katı gıdaya geçiş döneminde taaaaa kasım ayına kadar kiraz dometesler yedirmiştim saksıdan.
dometesim çiçeklendi;
çekirdekten limon yetiştirme sevdasına düştüm.okuduğum birkaç blog yüzünden.şimdi fidelerin kazık kök olma aşamasındayım. uzun bir yol biliyorum ama heves işte;
birde ilerki günlerde; mutfakta balkon yok demesinler diye konulan fransız balkonumda sergilemeyi düşündüğüm sümbül ve mor salkım karışımı;
sümbüller patlamaya başlamış.hepsi arka taraffftaki camekanlı balkonda bekliyorlar gerçek bahar güneşini:))

Çarşamba, Mart 21

güneşi gördük, içeri giremedik:))

cumartesi günü itibariyle eskişehirde güneşi gördük.
tabi malum eskişehirin ayazı meşhur olduğundan üzerimizdeki pek atmadık(hele dorukta atkı,bere takımı devam)
çıktık iki güneş görsün tenimiz dedik.
o günden beri hergün dışarı çıkıyoruz.
bugün hafif  öksürük var ama doktorluk değilizdir inşallah...
 valla ben çok mutluyum bahar havasından...

bunlar haftasonundan;







hasan polatkan boyunca yürüdük, sonrada yemeğimizi yedik geldik.uyur sandım ama nerdeeee.yaramazlık peşinde bir doruk vardı;

ve eski resimlerde numunelik bir veya iki defa kullandığı emziği merak etti,bu ne işe yarar dedi.anlattık.ve:))
 evde ve dışarıda şapka giymeye meraklı bir oğluş var; gittiğimiz her mağazadan birkaç deneme yapıp kapıyoruz illaki;


ananeler gelmişti geçen hafta soğuklarda onlarla bir şapkalı poz gelsin(hazır resim yükleme icadını bulmuşken:))



ve son olarak baba-oğul aşkı...gerçekten çok düşkün babasına.her uyandığında önce baba diye sesleniyor.baba işe gitti dediğimizde, müdür amcayı dövücem işte diyor.valla asabiyet halimiz babasından mı; 2 yaş muhabetinden mi bilmiyorum.ama çok asabi bu aralar.....

bugünde parkta şenlendik.tüm çocuklara canım arkadaşım diyor.beraber oynayalım diyor, pek mutlu oluyor.
hoşgeldin  bahar...güneşimiz ısıtsın bizi..
sevgiler...








Cuma, Mart 16

kara kış ve eskişehir...

nerden başlamalı bilmiyorum.
çok üşüyorum.
eskişehirde hala kara kış durumları devam ediyor.ve artık sıkıldım.
bir gün önce buz gibi ayaz , sonra kar fırtınası sonra tekrar ayaz ve yerler buz pisti.
bugün sınav günümdü.öğrencimin biri gelirken düşmüş belinin üzerine.
sınava başlamadan son tekrarlarda dayanamadı sırasında, başladı ağlamaya;lise2 öğrencisi delikanlı...
- hocam gelirken kaydım ve düştüm.belim çok ağrıyor.sınavda var ne yapayım dedi.ağlaya ağlaya...
bu kadar rahat ağlayacak bir çocuk değil tanıyorum.ama o kadar samimi ve çocuksu bir şekilde ...
ne diyeceğimi şaşırdım akan gözyaşlarına bakarak...sonra;
-oğlum kalk git, yok dur aileni arayalım alsınlar.belki ciddi birşeydir..
-ama sınav var hocam..
- boşver sınavı haftaya sınav olursun hadi kalk git...

sonra diğerlerini sınav yaparken düşündüm.hiç denk gelmedim 10 yıllık öğretmenlik hayatımda bu kadar içten , samimi, hıçkıra hıçkıra yanımda ağlayana..
bir keresinde öğrencinin eli ciddi olarak yaralanmıştıda.dolan gözlerini içine çekmişti beni görünce...
benim öğrencilerim hep lise 2,3,4...tam ergenlik , delikanlılık, genç kızlık dönemleri..
kolay kolay ağlamazlar karşımda sıkı fırça yeselerde, canları cidden acısada..
ama çok kolay dökülürler bana, "evladım, hey delikanlı, oğlum" dediğimde.
pekte sevmem bu lafları ama alışkanlık.heleki anne olduktan sonra daha kolay çıkıyor..

heryerde böylemidir bilmem ama. meslek lisesinde bölümler vardır ve bizim bölüm öğrencilerimiz vardır.

onlar bizim çocuklarımızdır.sürekli konuşuruz , dertleşiriz, bazen kutlamalar yaparız, bazen varsa sıkıntısı toplarız 3-5 derdine derman oluruz.öğrencimiz parası olamadığında gelir harçlık ister.bizde veririz güvenerek.bazen gelir o para bazende  unutulur gider.öğretmenliğimin ilk yıllarında geleneksel olmuş piknikler vardı.ama şimdi değişen ders programları, bölüm içerikleri o kadarda uzunca tanımamıza engel oluyor öğrencileri.
mezun oluncada gelirler,elimizi öpmeye, hal-hatır sormaya.ençok dayak yedikleri öğretmenleri kıymetlidir onlar için.bazen ilk maaşım derler elinde tatlısıyla, bazende askere gidiyorum diye gelir helalik almaya,yada düğün davetiyesiyle gelir "hocam emeğiniz büyük muhakkak bekliyorum "diyerek.dedim ya azaldı artık böyle gerçek , dürüst sevgiler, saygı duymalar...

nerden geldim bu konulara bilmem ama bu kadar karda -kışta birkez bile tatil olmadan devam ediyoruz eğitim -öğretim hayatımıza biz bile şaşıyoruz.allahtan ciddi kazalar yaşamadan mart ayını yarıladık ya..
bunada şükür...........

Salı, Şubat 14

özel günler ve biz...

özel günlere takıntısı olan kişi her evde olduğu gibi evdeki dişi kişisi olarak benim.ama öyle sevgililer günü, kadınlar günü gibi günlerden çok,doğumgünleri, yıldönümleri ilgi ve kapris yapma alanıma girer.eşim de sağolsun bu günleri sayısını iyice azaltır kafasına göre takılır.eskiden çiçek illaki alınırdı, hediyenin yanına.şimdi hediye görsek mucize olarak görüyoruz ve geneldede öpücük,iki kelamla günü atlatıyoruz.o yüzden bugüne beklentim yok:))

                                   baba-oğul saadeti(aman siz iyi olunda ben geçtim özel günlerden)
ancak şu 2 yıldır, özel günler daha bir telaşeli oluyor.çünkü doruk paşa hastalık , düşme, kalkma gibi işleri özel günlere getiriyor.ilk yaş gününde düşmüştü, bayramda 6.hastalık geçirdi, yılbaşında ateşlendi...tabi çocuk bu olacak, beni özel gün kısmı hiç dertlendirmiyor, hasta olması perişan ediyor.hele bayramda perişandık acillerde çocuk doktoru aramakla geçti.bugünde sabah 6da kalkıp son bir haftadır öğle uykusunu uyumamaya direnen ve bugünde uyumayan doruk, saat 4 te artık yorgun düşüp olmadık şekilde düştü.hafif bir düşmeydi ama dişi dudağına çarpmış olacakki, şişti,kan oturdu.buzda koydurmadı.ağlaya ağlaya uyudu.sonra koyduğum buzda fayda etmedi.nitekim sevgiler günümüz böyle bir hadiseyle bağlandı.

##bu arada eşim tatil işini bugün ayarlamış.dolayısıyla birbirimize sevgililer günü hediyemiz belekte 1 hafta tatil oldu:)) zaten illaki bir tatil olacaktı ama neyyyseeeeeee...

Pazartesi, Şubat 13

dedi;

doruk bu aralar dil konusunda kendi geliştiriyor sanırım.
oyun sarmıyor yavrumu.
hergün birilerini arayalım diyor.anane, dayı, büyükbaba...
hepsi aynı evde diyorum.beraber yaşıyorlar diyorum.
yok ayrı ayrı arıyoruz.tabiki saat 7den sonra:))

büyükbabayla konuşmaya bayılıyoruz.
yazın ayvalığa gitme planları üzerine sohbetler ön planda..
doruk:büyükbaba avvalığa ne tarafa;
büyükbaba:deniztarafı oğlum.
doruk:neye bincez
büyükbaba:arabayla gidelim oğlum.
doruk:yok uçağa binelim.anne baba nissana binsin.anane koşakoşa gelsin:))

akşam yatma vakti.illaki kitap okunur.biz okumazsak o bize kitabı anlatır.sonra karanlık olur.
ama yinede masal yetmemiştir.
doruk:ne hikayesi anlatıcan anne.
anne:ne anlatayım oğlum.
doruk:ahtabot varya, 8 tane kolu varya, balıkları kolunda sallıyor ya,sonrada sebze yiyor ya.karnı doyunca 1 tane kinder yiyor ya.balıklarla oyun oynuyor ya.o hikayesini anlat anne.
anne: ?????????
(çünkü ben bu hikayenin ortasında uyuya kalmış oluyorum.)


akşamları oturuyoruz. babaya hayran oğlum babayla takılıyorlar.durup dururken geliyor yanıma.
ya öpüyor yada özlü sözler söylüyor.
mesala.
doruk:ben yanındayım anne hiç korkma.ben hep yanındayım.babada yanında.korkma tamamı?

yada

doruk:çok meşgulum anne.yanına gelemem.işim var.
anne:ne işin var anneciğim.
doruk:kaka yapıyorum.(hala bezliyiz:))


ve son özlü söz komşumdan geldi.
-ayyyyy sibel göbeğin mayalı hamur gibi kabarmışşşşşşşşşşş!!!!!
dedi.
isyannnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnn ediyorummmmm göbişe.git artık:))




Cumartesi, Şubat 11

dualar gamze;

evet buralardan yapabildiğim dua etmek;
en azından şimdilik;
yapılması gerekenler heryerde yazıyor;
ama en detaylısı BURADA sanırım...


Perşembe, Şubat 9

bu ara biz

Eskişehirde karakış durumları son hız devam ediyor.
her sabah kalkıp ilk iş yerel tv ye bakmak oluyor:))
tatile doyamadım galiba. bu aralar düzen kavramımız yerle bir oldu.
öğle uykularını zorla kaçırtan doruk paşa, beni delirtiyor.
tam 2 saat direndi yine.sonunda sızdı.ama bu sefer açlıktan 1 saat sonra uyanıyor.
ama uykusunu alamadığı içinde doğru dürüst bişey yemiyor.ve kendinide, benide huysuz ediyor.
bu hafta sınav haftası münasebetiyle doğru dürüst ders yapamıyoruz.sınav görevlerinde gitgel durumu var. bakalım haftaya sıkı bir başlangıç yapmalı.

bu aralar canım çok sıkkın.sürekli ağlama modundayım. son 3 senedir dünyadan göçüp giden aile fertlerini  düşünüp düşünüp ağlıyorum.hele annanemim yazmaları beni bitiriyor bu ara.resimlere bakmak bu kadar zormu olacaktı.bilmiyorum.alışamıyorum.ve çokkk özlüyorum...

Çarşamba, Şubat 1

ESKİŞEHİR BUZ TUTTU...

DÜN SABAH BOYNER KELEBEK İNDİRİMİ İÇİN GİTTİĞİMDE PORSUK ÇAYI BUZ TUTMUŞTU.BEN KELEBEK MELEBEK DAYANAMADIM KOŞA KOŞA GELDİM  EVİME.

BUGÜN ÇARPA YANİ ESKİŞEHİR SOSYETE PAZARI GÜNÜYDÜ.HEM KAYINVALİDEMDEN, HEMDE KOMŞULARIM DAVET ETTİ.AMA EŞİM DIŞARI ÇIKMA HAKKI(AYNEN BUDUR İFADESİ) NI KULLANDI.BEN KALDIM EVDE CANIMINİÇİ YAVRUMLA.

O UYUDU BEN BİRAZ İŞ, BİRAZ YEMEK YAPTIM.SONRA EŞİM GELDİ.
ARKADAŞIM ARADI GEL KAHVE İÇELİM DEDİ.HEMEN TEK BAŞINA DIŞARI ÇIKMA HAKKIMI KULLANDIM:)


KAHVE BAHANESİYLE ATTIM KENDİMİ DIŞARI.AMA ESKİŞEHİR BUZ,YER GÖK BİLDİĞİN BUZ.5 DAKİKALIK MESAFE BANA KUTUPLARDA YAŞANAN BİR MEVSİM KADAR ETKİLİ OLDU.DÜNDEN DAHA SOĞUKTU.KAHVE ÇÖZMEDİ BUZ TUTMUŞ ELLERİMİ. O KADAR BE RBATTI HAVA.


BİRDE EVE DÖNÜŞ VARDIKİ.ALLAHTAN SICAK TARHANA ÇORBASI YETİŞTİ İMDADIMA.
YARIN DAHA DA SOĞUK OLACAKMIŞ.
ALLAHIM BU SOĞUKLARDA DIŞARDA OLANLARA YARDIM ET.
VE BİNLECE ŞÜKÜRLER OLSUNKİ, SIĞINACAK SICAK BİR DÖRT DUVARIMIZ VAR.

SEVGİLER...

Cumartesi, Ocak 28

işte beyaz ankara....

kar durdu...
biz iki kardeş çıktık(kaçtık).
doruk için soğuk dedik ama o heveslendi ve bizde resmen kaçtık...
kar savaşına katıldık,ama asıl eğlencenin sesine gittik.millet uludağ yapmıştı keçiörenin yokuşlarını:))
kayıyorlardı poşetlerle, laminat parçalarıyla, kartonlarla...
bizde katıldık
çok ama çok eğlendik(m)...
sonra kardeşimin son oyuncağı(nikon) ile işte bizim evden ankara manzarası...
geceyarısı,
kar,
ışıklar,
ve






  veeeeeeeee kartopu oynamak için heveslenen ve atkı ve eldivenini koşa koşa giyip maalesef evde kalan doruk ve beyaz atı:((

Cuma, Ocak 27

bembeyaz ankara ve biz:))

geçen hafta cumartesi yola çıktık.babam dikkat edin kar başladı dedi.ama biz keçiörene kadar gayet sorunsuz ilerledik.
ancak keçiören girişinde  karşıladı karakış.
resmen karla mücadele verdik annemlere gidene kadar.
annem yoktu.annanemin ölümünün kırk duası için kırıkkaleye gitmişti.hazırlıklar için bizde pazar günü ailecek arabayla gitme hevesindeydik.ama babamla ikimiz anca gittik otobüsle.öyleki dua sonrası mezarını ziyarete çıkamadık annanemin.
bizim niyetimiz salı- çarşamba gibi dönmekti.ama ankara hep karlıydı, buzluylu ve ben arada birde ameliyat sıkıştırdım ki kaldık buralarda.

burun eti küçültme ameliyatı,yaşayanlar bilir belki çok sinir bozucu.şuan 2 gün oldu ben hala nefes alamıyorum.bir 10 gün daha böyle burnumdan konuşmaya devammış.

şuan sabahtan beri aralıksız yağan karı izlemekteyiz.tabi yalan dünyayıda...
mutlu, huzurlu bir haftasonu dileğiyle....

Salı, Ocak 17

karne zamanı

eskişehirde sabah -8 i gördük.
arabadaki kar lastiğine rağmen resmen ara sokaklarda kayarak okula vardık.bugün itibari ile not olayları bitti.
öğrencilerde bu durumdan haberdar olduklarından dolayı artık pek gelmiyorlar okula.eokul sağolsun, karne heyecanını yok etti.düşünki karnede öğretmenin görüş, dileklerinden tutundan okuduğu kitaba kadar yazıyoruz.(lar)
ben dün gece itibariyle bitirdim not işlerini.
ilk dönem hakları neyse odur.sözlüleri bile yaptıkları ödev yada sözlü sınavlara göre veririm.
ama ikinci dönem notlar coşar.sanki daha rahat tatil yapsınlar isterim.ama kadir kıymet bilirler mi?
gitgide öğrenci profili değişiyor,özellikle meslek lisesinde.
bakalım bizim çocuklar nasıl olacak.
öyle yada böyle ilk dönem bitti.
geçen hafta karlar yağdı, çok keyifliydik.
ama bu hafta donuyoruz. hasta olmadan güzel bir tatil olsa keşke.hastalıkm demişken doruk şifayı kaptı bile.
perşembe günü ananemin 40ı.tabi biz uzakta olanlar için pazar günü okunacak duası.bizde hava durumuna göre cumadan çıkarız belki yola.
 ne garip kırk gün geçti canım ananemin aramızdan ayrılmasının üzerinden ve hala gelgitler yaşıyorum.
hayat devam ediyor bazen şen şakrak GİBİ,
bazende kapatıp gözlerimi son halini hatırlamaya çalışıyorum, sonrasında gözlerim DOLU DOLU.
ama içimde tarif edilemez bir his var o gitti gideli...GARİBİM, GARİBANIM...
bilmiyorum ama sanırım hissiyatım bu.annanem gitti ben garip kaldım,ananesiz kaldım...

Pazar, Ocak 8

yeni yılın ilk yazısı:))

yeni yıla dakikalar kala bir ce demiştim.
geçen yılın son günleri biliyorsunuz pek bi kötüydü benim için.o yüzden yeniyıla dair hayaller kuramadım geçmişin acısı içimdeyken,heveslenemedim işte.
bütün aile böyleydik.
annemler geldi.sordum ne yapayım size, yeniyıl yemeğimiz nasıl olsun dedim anneme.
annem:sadece birarada olalım,sağlıklı olalım, keyifli olalım ben bir çorbaya razıyım dedi.
yok olmuyor yedisine gittim annanemin acım aynı.
bugün tam bir ay oldu acım aynı.
evet güldük, mutlu olduk, saatler 12 olduğunda birbirimize sarıldık ama hep bir garip..
burukluk değil belki ama bir gariptik.
yemekler yedik, tombala oynadık, annemlerin doruğa aldığı trenle oynadık.(treni raylarda değilde evin içinde sürdürdüğümüzden dolayı bizde oynadık)

tabi doruk paşa yaptı yapacağını yine hasta oldu.
tülin ablam derdi benim çocuklar özel gün , bayram seyran habercisi diye.hep böyle zamanlarda hasta olurdu çocukları.benim oğlanında kalır tarafı yok.kurban bayramınından sonra yılbaşındada hastaydık.
saat 6 civarı muslukmisaliydi burnu.sonrasındada öksürük ilavesiyle hala hastayız.iştah eksilerde...bakalım yarın başka doktora gidicez.

bende mrla tanıştım.hayırlı sonuç çıkar inşallah.işte bizde böyle .çok resim birikti, doruk paşayı annesi traş etti.her gelen hayran kaldı.(valla bir iki teklif aldım.)
okulun son günleri artık. bu hafta sınavları ve notları halletmeliyim.çok çalışmayım çok.

yeni yıla dair tek dileğim sağlıktır ey evren.bu sene ailemle birlikte sağlıklı, huzurlu,mutlu  bir yıl istiyorum senden.
hadi ambalajla ve gönder:))))(nuray sayari nin sırrını keşfeti okudum da)

Pazar, Ocak 1

YENİ YIL

SAĞLIK DOLU,
HUZUR DOLU,
AŞK DOLU,

EKSİLMEYİP ARTTIĞIMIZ,
SADECE SEVİNÇTEN AĞLADIĞIMIZ GÜNLERLE DOLU,

HARİKA BİR YIL BİZİMLE OLSUN....

YENİ YILINIZ KUTLU OLSUN...    

Pazar, Aralık 11

içim buz gibi...

kaybettik annenemi...
onun deyimiyle tamda
cuma sabahları ezan vakti ne hayırlıdır
derdi ve gitti...
çok keşkem var..
içim buz gibi,annenem dahada soğuktu ama öptüm onu...
anneme omuz olamadım
çünkü benim omuzlarım,ciğerim, yüreğim, heryerim delik deşik
ananem değil anamı kaybettim,yattım yanına yalvardım
yok olmadı
olmayacak


Perşembe, Aralık 8

anneler ve kızları

sıkıcı bir hava ve gri bulutlar.tüm güzellikleri arkalarına saklamışlar sanki.
herşey gri, herşey yalnız bu aralar, ard arda gelen haberler daraltıyor ruhumu iyiden iyiye.
çok güzel yazardım eskiden.resimlerde yapardım rengarenk.yarışmalarada katılmıştım.sümerbankın yarışmasında ilk kez hediye almıştım.yıllarca sakladım.taşınmalar sırasında kayboldu gitti.sonrasında 2-3 sefer ilk 5teydi resimlerim.sonra bıraktım.sınav telaşlarına boşverdim yapabildiğim güzel şeyleri.çokta sıkmazdı babam,ama annem hep örneklemeler yapardı.daha doğrusu kıyaslamalar "onun kızı mf seçmiş,tıp istiyormuş,denemlerden şu kadar almış."hep pelinin, özgenin yaptıkları vardı kulaklarımda.belkide ondan bıraktım beni mutlu ettiğini bildiğim ve tabikide yapabildiğim herşeyi...sanki engelmiş gibi benim sınav hazırlığıma...o dönem 2 aşamalıydı sınavlar.ilk aşamada iyi kötü atlatıyordukta,2. aşamada herkesin sureti değişiyordu.ergenlik sivilceleri tüm yüzünü kaplamıştı arkadaşımın.benimse sivilceler sırtımda çıkardıda ben sırtüstü yatamazdım.belkide ordan alışkanlık yatamam pek sırtımın üstüne...sonuçlar açıklandığında arkadaşımın istediği hiç bir yer olmuyordu.o yüzden tercih bile yapmamıştı.bense eskişehir, konyada istediklerimi tutturuyordumda, anacığım izin vermiyordu dışarlarda okumama...kendisi Ecevit zamanında, silahların gölgesinde zar zor okumuş.o  yüzdende ankarada okuyacaksın dedi.çok kızdım çok ağladım ama olmadı direnemedim.ankarada okudum ,dizinin dibinde.sonrasında tayin bekledik.ha diyince olmuyor ya herşey güzel ülkemde.bir de KPSS vardı geçilmesi gereken .ilk mezun olduğum sene girdim.ama kadro açılmadı,boşu boşuna gitti paramız, emeğimiz dedik arkadaşlarla.herkes dağıldı gitti memleketine.45 puan alan ingilizce öğretmeni atanmıştıda biz 60la 70 le kaldık ortada.ben ertesi yıl tekrar denedim.bu sefer kadroları açıkladılar bizde vardık.çok çalıştım.bu sefer 76 almıştım, kadroda açmışlardı bakalım nereye tayinim çıkacaktı.heryer olabiliri işaretledim belkide zamanında beni hayallerimden eden anneme karşı bilinçaltı bir inatla.belkide ekmeğin aslanın midesine indiği gerçeğe dayanarak.1 ay geçti yazlıktayız haberlerde sonuçlar açıklandı dedi.ama internet yoktu bizde.birkaç komşu kapısı çaldık.nihayet bulduk.babamla ben evin sahibinin arkadasında ilk kez bilgisayar görmüş gibi korku ve ürkek bekledik sayfanın açılması.

ESKİŞEHİR İL EMRİNE ATANDINIZ!!!

babam yüreğini tuttu kayıp gitmesin diye.birazda sendeledi.ben tuttum sarıldım.çok sarıldım.sonrada ağladım,ağladık.etraftaki yabancılara aldırmadı babam ağladı.kızının öğretmen olması bu kadar ağlatmamıştı belkide.maalesef ülke şartları sen öğretmen ol,ama atanınca öğretmen sayılmak...neyse ekmeğimi elime aldığıma ağladı babam,biliyorum.birde 22 yıl gözünün önünden ayırmadığı kızı bilmediği bir yere gidecekti.eskişehir yakındı belki ama çok uzaktı anam için ,babam için...annem okumam için izin vermedi belki ama şimdi de tutamazdı ya beni...yine de ankara gelmem için aklıma neler neler soktu.ben yine kıyamadım başladım yüksek lisansa.bitirdim ama gönlüm eskişehirin içinde yeşil gözlü sevgilimdeydi.bu sefer çok direndim ve burda kaldım.yinede engel olmadı mesafeler,anne-kız çekişmelerini çok yaşadık,yaşıyoruzda.ama asla kıyamam onun ağlamasına, hastalığına,ne kadar kızsamda hep yaparım dediğini.artık pek tartışmıyoruz,hatta iki iyi dost olma yolundayız.ben Onu daha ii anlıyorum O da bana daha çok sarılıyor, sarmalıyor.çokça dertleşiyoruz.annanem hasta, keyifsiz, solgun.ve annem de bende perişanız.bu gün annem;

ben bugünler geldiğinde dayanağım, elim,kolum, yüreğim,beni ısıtan  ol diye gitmeni istemedim hep...
dedi...