Pazartesi, Aralık 5

bugün

5 ARALIK;

PAZARTESİ; en keyifli pazartesi:))

AŞURE GÜNÜ;en lezzetli:))

DÜNYA KADIN HAKLARI GÜNÜ;en değerlisi:))
       ( bana göre her kadının ruhu annedir ve çok değerlidir.)                                           

Salı, Kasım 29

bu akşam...

haftada 2 gün babamızın mesaisi var.
mesai dediysem saat 8buçukta evde.ama biz çoktan hayatımın aşkıyla akşam yemeğini yemiş oluyoruz.
babamızla sohbet ederken 1-2 kaşık eşlik ediyoruz doruk paşayla.
bu akşamda dorukla başbaşa yemek yiyeceğiz.
menüde iki gündür ısınmayan ayaklarıma şifa niyetine anne-doruk yapımı tarhana çorbası var.
hayatımda ilk defa tarhana yaptım.tarif cafe fernardodan, öğütmesi ise doruk paşadan:))
yanına köfte - erişteli pilav  ve havuç salatası var.
bakalım bu akşam ki köfte yedirme çabam sonuç verecekmi?

aşağıda  bir zamanlar annesütünü büyük bir zevkle üpleten doruk paşa... 

Pazartesi, Kasım 28

bu aralar biz...

çok koşturuyoruz...
en son öğretmenler gününde kalmışım.o gece eşimin bölümü olarak yemeğe gittik.
eşiminde benimde böyle bir eğlenceye bayağı ihtiyacımız varmış.çok eğlendik.
ertesi gün yeni evli bir çifte ev hayırlamaya gittik.
cumartesi günü annem geldi.torununu özlemiş.bende onu özlemişim.
valla nasıl geldiğini o bile bilememiş.
ankara bir mağazada düşmüş.heryeri çürümüş,mosmor..
ve doktora gitmemiş hala...
bu arada kayınpederde düştü, ayağı burkulmuş, doktor doktor geziyoruz kaç gündür.ayak diye başladık bel fıtığı çıktı bakalım bugün yarın durumun ciddiyeti çıkacak ortaya...
hal böyle olunca babayemiz iki çocuğa bakmak durumunda kaldı. ki tüm erkekler gibi kayınpederde hastayken bir nazlı bir nazlı...
o yüzden kadıncağız yetişemiyor diye ben akşamdan yemek yapıyorum, dorukla birlikte götürüyorum.
bir şekilde yardımcı olmaya çalışıyorum.
pazar günü sakince oturduk zira annem pek rahat gezemiyor her yanı acıyor,
buna rağmen yemekler yaptı birsürü,
anne yemekleri koktu evim,
ben huzurlu, mutlu,yanağında sebepsiz bir gülümsemeyle dalaşır oldum saat ona kadar...
10 treniyle gitti.
doruk "annane ditme ütpen" dedi ama ne çare o da öğretmen, çalışıyor hala...
bana buda yetti 1buçuk günlük anne morali...
canım annem iyiki varsın....

Perşembe, Kasım 24

ben öğretmenim...

ben öğretmenim...
bugün benim günüm...
doğudaki şehitleri andım(k) önce...
sonra depremde kaybettiklerimizi...
herşeye rağmen garip bir gurur vardı içimde...
mesleğimi seviyorum..
dakikada bir değişen müfredata rağmen...
35 kişilik sınıflara rağmen...
çocukların ilgi, yetenek ve becerisine bakılmaksızın öğretmekle yükümlü olmanın zorluğuna rağmen...
hayata dair hergün en azından 1 mmlik yol alabilmelerinin çabasıyla...
ilk günkü kadar olmasada hala heyecanlı,
ama ilk günkü kadar istekli,
gerçekten severek,
çalışıyorum...
öğretmen olmayı çok seviyorum....


Pazar, Kasım 20

tiyatro ile tanışma....

nasılda unuttum yazmayı...
ben evde temizlik yaparken doruk kuzusu babaye ile tiyatroya gitti...
bu bir ilkti...
bileti alırken çok soru sordum esparktaki standa duran sevimli ablaya..
çünkü asıl sorumlu bey pek bi geçiştiriyordu soruları.
ama öğrenci olduğu belli genç kız çok güzel ikna etti beni..
4 yaşa kadar çocuklar ebeveynlerinin kucağında olabiliyormuş,
önce halası ben götürürüm dedi,sonra işi çıkınca babaye (babanne) seve seve götürdü oğlumu.
keşke yanında olsaydım bu ilk tiyatro oyununda ama temizlik için gelen bayana uygun tek gündü.
birde alışsın istedim dışarıya babaye, halasıyla gitmeye...
babayenin yorumları ise beni benden aldı.
-büyük adam gibi sessizce, dikkatlice izledi benim oğlum
-hiç bir sorun çıkmadı.iyi bir ikili olduk.dedi
pek keyif almışlar yine olsa yine giderlermiş:))
tek sorun tiyatro bitince çıkmak istememiş, yani okadar keyif almış canım oğlum.
çok mutlu oldum.
inşallah bir dahaki sefere birlikte gideriz.
babaye göre haftada bir gidelermiş.babamız getirme -götürme ve tiyatro çıkışı yemek ısmarlama görevlerinide yaparsa süper olurmuş:))
valla bu şartlarda bende giderim,kuzuda sevmiş zaten dimi ama:))

biz bu aralar...

doruk geçen pazar itibariyle iyileşti.
bizde tüm hafta geçmiş bayram ziyaretlerimizi yaptık.
bu 6. hastalıktan bize kendini yere atarak istediğini yaptırma huy olarak kaldı:((
malesef bu huydan hiç hoşlanmadık karı -koca...
bimden sallanan at aldık hastalık döneminde kendine gelsin, mızmızlığı azalsın diye,
sonuç attan inmiyor,hatta atına isim bile taktı 'canım beyaz at'.
birde şapka takıntımız varki sormayın.evin içinde el örgüsü şapkayla geziyor:))
dün bayram sonrası, hastalık arası kendini kaybeden evimizle ilgilendik.
cam, kapı ,duvarlar nefes aldı desem yeridir:))
bende ortalık topladım, dolap içleri, verilecekler, atılacaklar derken büyük bir temizlik oldu.
rimelim ve parlatıcım kaybolmuştu ve geçen gün organık makyaj ürünleri satan arkadaşa sipariş vermiştimki,
temizlik sırasında evin olmadık yerlerinde rimelim, parlatıcılarım, nemlendiricim ortaya çıktılar...
artık doruğun ulaşamadı yer yok gibi taburesine çıkıp istediği şeyi alıyor:))yandıkki hemde nasıl...
tabureye çıkma tehlikesinemi,yoksa heryeri karıştırma tehlikesinemi yanayım bilemedim...
neyse katılmamız gereken bir doğumgünü var bu akşam hazırlanmamız gerek...
mutlu pazarlar olsun hepimize:)))